Doktorculuk

190

Koç ve koç adayları için…
Aklı başında olan herkesin bildiği üzere bazı tıbbi sorunlar titreme, susama, aşırı öfke, aşırı terleme, takıntılara yatkınlık, uykusuzluk, huzursuzluk, halsizlik gibi durumlara yol açabilir.

Siz koç olarak genel sağlık kontrolünü yaptırmamış bir danışan veya müşteriye bu sorunlardan dolayı ortaya çıkan veya bu durumların desteklediği semptomlar gereği yaptığınız görüşmelerde havanda su dövüyor olabilirsiniz.

Mesela insülin direnci olan birisine televizyon filmlerine konu olacak bir Submental bile yapılsa kişi açlığa dayanamayabilir. Yada böbrek rahatsızlığı olan bir kişinin zihin rahatlatması ile tansiyonu düşmeyecektir, prolaktin değeri yüksek ise huzursuzluğu, demir eksikliği var ise isteksizliği geçmeyebilir. B12 vitamini, D vitamini veya folik asidi düşük ise kolay kolay aklını bile toparlayamaz, gibi gibi.

Üstüne üstlük bazen tıp doktorlarına sıkıntısını bir türlü anlatamayan hatta korkusundan tahlil bile isteyemeyen danışan içten içe sizden tıbbi konularda destek istiyor olabilir. Bu durumda olan kişiler sizin konuşmalarınızdan kendi ihtiyaç duyduğu anlamları çıkartarak bir ilaca başlamaya veya kullandığı bir ilacı bırakmaya kalkabilir. Burada danışanın sorumluluğu sizin üzerinizde olduğunu unutmayın ve asla doktorculuk oynamadan, her zaman kendi doktoruna danışmasını önerin.

Ancak bir koç veya terapist olarak, danışan, müşteri veya öğrencinizin yeterli kalitede bir tıbbi hizmet alamadığını yada gittiği doktorun egosantirik yaklaşımlarına kurban gittiğini düşündüğünüz durumlarda kişiye hasta haklarını hatırlatarak “tıbbi durumunuzu başka bir doktor ile de görüşmek isteyebilirsiniz” diyebilirsiniz.

Özetle; Asla doktorculuk oynamayın ancak müşteri veya danışanınızın hiç kimsenin egosuna veya “iş yoğunluğuna“ kurban gitmesine de göz yummayın.