Meydan Serdivan İş Merkezi No:82 K:2 D:21
Serdivan / Sakarya
Toplumsal hayatımızda önemli bir yer teşkil eden Ramazan ayında önemli bir ibadeti yerine getirmek için oruç tutulmakta ve bununla birlikte bireylerin günlük yaşantılarında önemli değişiklikler olmaktadır. Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında günlük beslenme şekli ve öğün sayısını değiştirip üç ana öğün olan günlük beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin artması ile bazen ne yazık ki iftar zamanını bir tür yemek yeme partisine, sahura kadar geçen süreyi ise ne kadar çok yesem o kadar kardır algısına döndürebilmekte.
Ramazan’ın yemek kültürümüz açısından artık neredeyse kanıksanmış bir olumsuz yönü ise iftar sofralarındaki çeşitlilik ve aşırı bolluktur. Hatta iftar sofralarını hazırlayanlar çoğunlukla yaptıklarının beğenilmesinden mutlu olduklarından, makul bir sofra olması gereken iftar öğününü “Marifet Pastanesine” çevirmekte sakınca görmeyebilirler. Ayrıca uzun süreli seçimli açlık duygusu ile önemli bir vecibenin yerine getirilmesi rahatlığı bir araya gelerek beynimizin “kendini ödüllendirme” mekanizmasını tetikleyerek en kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğurabilmektedir.
Unutmayın, beynimiz kendisini en kısa sürede mutlu etmek ister. Oysa yediklerimizin kan şekerini yükseltmesi ile doyma farkındalığı 15-20 dakika sonra oluşur. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilerek kilo alımına da zemin hazırlar.
Ayrıca üşenip sahura kalmamak veya sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin zararlı olduğunu da aklınızdan çıkartmayın. Bu durumun tam aksine eğer sahur öğünü, hamurlu, tatlı veya ağır yemeklerden oluşursa alınan kalorilerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenlerle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde yoğurt, peynir, zeytin gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün tercih edilmelidir.
Oruç Tutanlar İçin Öneriler
Ayrıca oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (tansiyon, şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği vb.) veya özel durumlarda (hamilelik, emzirme, ilaç kullanımı) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Kronik hastalığı olan kişilerin ilgili uzman hekime danışmadan oruç tutmamaları önemlidir.
Programlar, görüşmeler ve eğitimler hakkında bilgi almak için Potential ekibiyle iletişime geçin.